MaraÅŸ’ta yaÅŸanan talihsiz olay baÅŸta BBP lideri Muhsin YazıcıoÄŸlu olmak üzere 6 vatandaşımızın ölümüyle sona erdi. Türkiye, büyük bir liderini kaybetti.
Kaza sonrası yaşanan gelişmeleri okura daha iyi anlatmak için bölgeye giden Cihan muhabiri Lütfi Aykurt bir komutan tarafından helikoptere alınmayarak dağda bırakıldı. Gerekçe ise sivil olmasıydı. Oysa aynı helikoptere Doğan Haber ajansı (DHA) muhabiri alınmıştı. Tam helikoptere binecekken Cihan muhabiri olduğu öğrenilince 2500 metre yükseklikte iki köylüyle baş başa kalan Akyurt kendi imkanlarıyla dağdan indi.
Birkaç gün önce bu olayı bütün Türkiye öğrendi. Peki neden DHA muhabiri alınmıştı da Cihan muhabiri helikoptere alınmamıştı. Cevabı basit. Çünkü Genelkurmay’ın akredite ettiÄŸi ajanslar arasında Cihan yok. Yani Cihan muhabirleri Genelkurmay’ın tasarrufu altında olan hiçbir yere giremez. Bu kural 2500 metre yükseklikte eksi 15-20 derecelik soÄŸukta bile deÄŸiÅŸmiyor. Hava kararmış olsa da, dönüşleri saatler sürecek olsa da fark etmiyor. Komutan Aykurt’a “nasıl çıktıysan öyle inersin” diyerek yol gösteriyor, yardım ediyor, akıl veriyor.
İsmail Güneş Cihan muhabiri olsaydı ne olacaktı?
MaraÅŸ’ta yaÅŸanan kaza sonrası sivil kurtarma ekipleriyle birlikte jandarma da bölgeye gitti ve arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Jandarma İHA muhabirinin cesedine ulaÅŸana kadar da bölgeden ayrılmadı. Aykurt’u helikoptere almayan komutan da bu aramalara bizzat katıldı. Åžimdi soruya dönelim… İsmail GüneÅŸ Cihan’da çalışıyor olsa jandarma arama kurtarma çalışmasına katılmayacak mıydı? Diyelim ki katıldı ve yaralı yada ölü olarak ulaşıldı. O zaman o komutan GüneÅŸ’i “Kurumunun akreditasyonu yok. Burada bırakılım sivil ekipler gelip alsın” diyerek bölgeyi terk mi edecekti?
Yoksa BBP lideri kurtarılabilir miydi?
Helikopter faciasından sonra enkaza ulaÅŸma süresi 48 saati buldu. Teknik imkansızlıklar, vericinin çalışmaması, hava ÅŸartları gibi nedenler bu gecikmeyi anlaşılabilir kıldı. Ancak “akreditasyon” olayı yeni soruları akıllara getirmiyor deÄŸil. Mesela koordinasyonsuzluk var mıydı? Kaza yapan BBP lideri deÄŸil de bir baÅŸka siyasi parti baÅŸkanı olsa olay yerine daha çabuk ulaşılabilir miydi?
Başbakanlık akreditasyonuna hayır, dağdakine evet
Cihan Haber Ajansı’na ülkenin dört bir yanından destek telefonu yağıyor. Yerel gazeteci örgütleri Cihan’ın yanında olduklarını belirten açıklamalar yapıyor, ölümüne akreditasyonu protesto ediyor. Ancak adı büyük olan gazeteci örgütlerinden ses yok. Kimisi Genelkurmay’dan cevap bekliyor yorum yapmak için, kimi ise “ölümüne sessizlik” politikasını sürdürüyor. İnternet siteleri ve bir çok gazete olayı kınarken kendilerinin Türkiye’nin en büyük ve en çok satan gazeteleri olduÄŸunu söyleyenler de konuyu haber dahi yapmadı, yapmıyor. Aynı gazeteler BaÅŸbakanlığın bazı muhabirlere uyguladığı akreditasyon sonrası ortalığı ayaÄŸa kaldırmış, yargıya gitmiÅŸti. Gazeteci örgütleri anında tepki göstermiÅŸ dayanışma içine girmiÅŸti. Åžimdi ise onlardan tık yok…
Genelkurmay’ın da sessizliÄŸi sürüyor
Dün Genelkurmay’ın haftalık olaÄŸan basın bilgilendirme toplantısı yapıldı. İletiÅŸim Daire BaÅŸkanı TuÄŸgeneral Metin Gürak konuya hiç deÄŸinmedi bile. Oysa vicdan sahibi kamuoyu bir açıklama bekliyor. Bu da hakları olsa gerek…






