Bir üniversite öğrencisinden, ilginizi çekeceğini umduğum bir mektup aldım, onu, ifadesine dokunmadan verdikten sonra bir iki ekleme yapacağım.
“Selamün aleykum.
Ben 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Bu mesajımı, sizlere içimden gelen bir şeyleri anlatmak amacıyla yazmak istedim.
Üniversitede İngilizce hazırlık okumakla birlikte ikinci senem oluyor. Her fikre sahip öğrencilerle arkadaÅŸlığım vardır. Bir ÅŸekilde fikrini, davranışını sevmediÄŸim öğrenci ile arkadaÅŸlık yapmak istemediÄŸim halde kendimde manevi bir zorunluluk hissediyorum. Bir akÅŸam üniversitede ülkücü arkadaÅŸlar tarafından hazırlanan bir eÄŸlence partisine gittim. Parti pek hoÅŸuma gitmediÄŸi için erken çıktım ve o yere yakın diÄŸer arkadaÅŸlarımın (ateist) evi bulunuyordu. İçimden onları da görmek geldi ve onlara gittim. Evde 35-40 yaÅŸlarında bir adam vardı. Kanepede 5-6 tane kitap gördüm ve selam vererek hemen kitaplara bakmaya baÅŸladım. ArkadaÅŸlarım benim inancıma baÄŸlı biri olduÄŸumu biliyorlardı. Kitabın yazar Turan Dursun. İlk defa duyuyordum. Kitabın içine baktığımda Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ve Arapça metinler gördüm. İlk bakışta çok ÅŸaşırmıştım, ÅŸu ateist arkadaÅŸlarım müslüman mı oldular diye hayret ederken kitaptan küçük bir paragraf okuduÄŸumda meÄŸer kitap Allah (c.c.) ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında her türlü iyi olmayan fikirleri ayet ve hadisleri noksan ve ayet veya hadismiÅŸ gibi kendi sözlerini katarak anlatan bir eser idi. Belki bu konuda bilginiz var ama iyi ki bu güne kadar bu konularda cahil kalmışım. Adam o kitapları bedava dağıtıyordu. Ben 4 kitabı da ondan bedava aldım. Bir tanesinde Arapça’dan tercüme edilmiÅŸ kısım vardı, aynı ÅŸekilde Arapça metni de kitapta vardı ve ÅŸu ÅŸekilde ”yanda alt çizili arapça yazısı şöyle anlatıyor: Muhammed peygamber bir gün Halid bin …’e diyor ki, “Git falan kavmi İslam’a davet et”. Halid gidip o kavmi İslam’a davet eder. Onlar biz Sâbiî’yiz diye tekrarlamışlar. Bunun üzerine Halid kimilerini öldürür kimilerini de esir alır.” Kitapta metnin bu kadarı tercüme edilmiÅŸti. Oysa Arapça devamında ÅŸu ifadeler de vardı: ”…Halid farkına varıp ve yemin ederim ki Resülüllah’a (s.a.v.) danışmadan hiç kimseyi ne öldürürüm ne de esir alırım. Sonra gider Resülüllah’e (s.a.v) bu durumu anlatınca Resülüllah (s.a.v.) her iki elini kaldırarak ‘Ya Rabbim Halid’in yaptığı bu davranıştan dolayı özür dilerim bizi beri kıl’ iki defa tekrar etti.” Arapçasını okuyarak anlattığımda biraz hayret ettiler. Fakat imana gelmeleri hiç de kolay görünmüyor. Çünkü bunlar çocukluÄŸundan beri okumaktadırlar ve böyle kitaplar okumaya alışmışlar. Çünkü bir kiÅŸi çocukluÄŸunda ne tür iÅŸler yapıyorsa genel olarak öyle devam eder bence. Ben kendim bile bu güne kadar özel kitaplar okumaya sevk edilmiÅŸim fakat hiçbir zaman İslam’ı övmeyen kitaplar okumamışım; bu benim ortaokul hocamın ve aynı zaman da bana Elif-Ba’yı ders veren hocalarımın tavsiyeleriydi. Ta ki dinimi iyice öğreninceye kadar. Ben Türkçe, Arapça, İngilizce ve Kürtçe’yi iyice biliyorum. Åžu anda ise Almanca öğrenmekteyim. Benim en büyük idealim ise Üniversiteyi bitirdiÄŸimde (Allah’ımın izniyle) böyle kitaplara karşı inancı (İslamiyeti) geliÅŸtirecek eserler (kitap, internet, medya vs.) üreterek ilköğretimdeki öğrencilere ücretsiz bir ÅŸekilde saÄŸlamayı düşünüyorum. Ben ÅŸu anda Arapça Tefsir-i Kadi Beydavî ve Dört Mezhebin fıkıh kitabını okumaktayım. EÄŸer Turan Dursun’un kitabını okumayı düşünen olursa bence ilk önce kendi inancı ile ilgili bir çok kitap okuyup bilgi sahibi olması gerekir. Ben arkadaÅŸlarıma Arapça’dan tercüme ettiÄŸimde, ”Ya …. sen ondan daha mı iyi biliyorsun, sen de benim gibi bir öğrencisin, adam yıllarını vermiÅŸ buna, aynı zamanda alimlere zamanında meydan okuyan bir müftü ve de söylediÄŸi her sözünü ayet ve hadislerle ispatlamıştır.” diyorlardı, beni dinleyecek gibi deÄŸillerdi.
Ayrıca tahminim olarak bu ücretsiz dağıtma iÅŸi komünistliÄŸi yaymak amacıyla TKP’nin iÅŸi olabileceÄŸini düşünüyorum. Aslında ateistlik bildiÄŸiniz gibi Allah (c.c.) varlığını inkar etmektir. Fakat bu kitaplarda inkar etmeyip de O’nu zalim ve acımasız (haÅŸa) olarak deÄŸerlendirilmiÅŸtir. Aynı akÅŸam kitapları bedava dağıtan adam ”BildiÄŸim kadarıyla bir zamanlar saf bir kalb ile sevdiÄŸim çok iyi bir Allah’ım vardı. Ama bir gün al sana bedava kitap oku istediÄŸin kadar diyerek bu kitapları elime verdikleri zamandan beri zalim bir tanrım vardır.” dedi. Ben, “Siz niye baÅŸkasına bedava okutuyorsunuz?” diye sorduÄŸumda maalesef bilgisizce kafa sallamaktan baÅŸka cevabı yoktu. Bu durum size böyle uzun bir mesaj yazmama neden oldu. İnanırım ki siz benden çok daha bilgi sahibisinizdir. Aynı zamanda benden daha çok imkana da sahipsiniz. Zaten benim o bozuk kitapları almamamın nedeni belki de ailemin maddi sorunuydu. Böyle konularda bir eser üretebilirsiniz, bence o eser var oldukça siz Allah yolunda cihad ediyorsunuz ve ÅŸehid olarak Allah (c.c.) huzuruna çıkarsınız. Aynı zaman da yazacağınız eserin adı ‘Cehenneme gitmenin yolları’, ‘Tanrı ile KonuÅŸan Adam’ benzeri isim olmalı ki, bu tür insanlar tarafında ele alınsın, aksi halde bir müslüman bile almaz. “Müslüman olan olur olmayan olmaz” diyebiliriz, ama Allah’ımızın emirlerini insanlara gerekli yollarla ve doÄŸru bir ÅŸekilde anlatmak görevimiz olduÄŸunu biliyorsunuzdur. Bütün bu yazdıklarımın tarafınızdan iyi deÄŸerlendirilmesini ümit ederim. Ben sizin bir öğrenciniz olarak bunları size yazdım.
Allah (c.c.) bizden sizden cümle müslümanlardan razı olsun. İnanmayanları ıslah etsin! (Necat)”
Cevap:
Evet, mektup bu kadar. Okullarda verileni yeterli olmadığı için din eğitimi işini müslümanların, sivil bir faaliyet olarak ele alıp düzgün bir şekilde yürütmelerinin ne kadar gerekli olduğu bu mektuptan da anlaşılıyor. Din karşıtları boş durmuyorlar, gerçekleri yansıtmadığı halde kafa karıştıran, gençleri dinlerinden soğutan, kafalarına olmadık şüpheler sokan kitapları yazıp, yazdırıp, ev ev dolaşarak bedava dağıtıyor, bununla da kalmayıp dağıtıcı militanlar aracılığı ile beyin yıkıyorlar.
Sevgili gencin mektubunda geçen bir iki noktayı tashih ve tekmil etmek gerekiyor:
1. Anlatılan olay sahih hadis kitaplarında vardır. Buhârî’deki bir rivayet ÅŸekli şöyledir: Sâlim’in, (harekâta katılan, olayın ÅŸahidi olan) babasından rivayet ettiÄŸine göre, Hz. Peygamber (s.a.) Hâlid’i, Benî-Cezîme kabilesine gönderdi. Kabile halkı “Eslemnâ: Müslüman olduk” demeyi beceremedikleri için “Asba’nâ: Eski dinimizi terk ettik (bu mânada sâbi’î olduk)” dediler. Komutan Halid, (bu sözden, kabilenin müslüman olmayı da, anlaÅŸmayı da reddettikleri anlamını çıkardığı için) onlarla çarpışmayı emretti, kimini öldürüyor, kimini esir alıyordu, her birimize (harekâta katılanlara) esirlerini dağıttı ve onları öldürmemizi emretti. (Sâlim’in babası): “Vallahi Peygamberimize sormadıkça esirimi öldürmem, hiçbir arkadaşım da öldürmez” dedim. Sonra Peygamberimize gelip durumu anlattık. O da Allah’a iltica ederek iki kere şöyle dedi: “Allah’ım, Hâlid’in yaptığından beni sorumlu tutma, bunu asla onaylamıyor ve sorumluluÄŸundan sana sığınıyorum!”. (Ahkâm: 93/35).
2. Turan Dursun’un bazı kitaplarına, Prof. Dr. Süleyman AteÅŸ Hoca cevap verdi, bu cevabi kitapları bulup okumak ve dağıtmak yararlıdır. Ben de o yazarın, Peygamberimizin aile hayatına dil uzatan bir yazısına cevap vermiÅŸ ve bunu “İslam’ın Işığında Günün Meseleleri” isimli kitabımda yayımlamıştım.
3. Dilerim müslüman gençlerimiz, bu mektubun sahibi gibi, dünya hayatı ile ilgili iÅŸleri, tahsilleri ve meslekleri ne olursa olsun aynı zamanda dinlerini ve Kur’an dilini öğrenir, İslam’ın güzelliklerini idrak eder, onu yaÅŸar ve korurlar. Bir asrı bulmayan dünya ömrü için bütün ömür sermayesini sarfedip, ebedî âleme birikimsiz ve hazırlıksız göçmek en büyük iflas olsa gerektir. Müslüman dünyaya geliÅŸ amacını/hikmetini unutmamalı, hayatını bu hikmet doÄŸrultusunda yaÅŸamaya gayret göstermelidir.






